2 gün önce cumartesi günü pek keyfin yoktu. huyun değişmişti sanki. bir tuhaflık var bu bebede dedik babanla. çünkü gerçekten bu sen değildin. bi derdi var ama dedik hadi hayırlısı…
bu akşam iş dönüşü kucağımda seninle oynarken ağzını bir açtın ki sağ alt ilk azı dişin patlamış gördüm:)) hayırlı uğurlu olsun cancağızım oğlum benim. sen zaten bir derdin olmasa öyle yapmazdın. ah oğlum be şu dişler tamamlanana kadar neler çekeceksin daha… allah çektirmesin. ağrısız sızısız inci gibi dişlerin olsun bitanem…
dün gece 1,30 gibi uyandığında ateşler içinde yanıyordun… yavrum benim sabahı zor ettik… ılık duşlar, üzerini soyduk felan ama yok inmedi. sabah doktorunu aradık ama kendisi de tatilde olduğundan aldık seni acile gittik. oradan başka bir dr. ablaya yönlendirdiler bizi.
o kan tahlili anını hiç hatırlamak istemiyorum. yavrucum, o minik parmağından 2 tüp kan alana kadar sanki benim tüm vücudumdaki kanı boşalttılar. nasıl ağladın, belli ki canın çok yandı… kıyamam ben sana ya evladım canımın içi…
13 ay geçti sen doğalı… artık kısaca senin için 1 yaşında diyoruz. canım oğlum 1 yaşında. genel gelişim notların ve bu ay içinde neler yapmışız bir arada olsun istedim. hepsi burada kayıtlı kalsın…
* dün baktım da elindeki minik motosikleti bir kutunun içine koyup çıkarıyorsun, koyup çıkarıyorsun. demek ki içinde dışında olgularını öğrenmeye başladın…
*elbise dolaplarımızın kapaklarını açıp kapatmayı çok seviyorsun. aç deyince açıp kapat deyince kapatıyorsun. aç kapatı da öğrenmişsin 🙂
*elektrik düğmelerini de öğrendin. açınca lambaya bakıyorsun, kapatınca bir daha… bu da neden sonuç ilişkisini anlatıyor bize… 🙂
*ayın sonlarına doğru içinde dışında olayını iyice kavradın. elimde bişey varsa içine koy annecim diyorum içine atıyorsun elindekini. bir iki hafta bile gelişiminde ne kadar önemliymiş.
*geçen ay kontrolünde çok iyi kilo almadığın için sana iştah açıcı şurup vermişti dr. ablan. çok işe yaradı valla. şimdi ağzın durmuyor. yemek haricinde devamlı bir meyve ne bileyim biber olsun, domates olsun ne bulursan ağzında 🙂 kilo aldığının farkına varıyoruz kucağımızdayken sen.
*gözünü kulağını burnunu çok güzel öğrenmişsin ve sorunca gösteriyorsun.
*geceleri uykun açılmadıysa seni sallamamıza gerek kalmıyor. beşiğinde döne döne kendi kendine uyuyorsun. ama uykun açılmışsa salla salla uyumuyorsun 🙂
*denge konusunda o kadar temkinlisin ki kendini riske hiç atmıyorsun. ufak tefek kazalar oluyor tabi ama düşebileceğin kadar koltuk kenarına gitmiyorsun mesela.
*oyun salonundaki top havuzuna artık istediğin zaman girip çıkabiliyorsun.
*oyun salonundaki minik merdivenleri tırmanıp sonra geri dönüp inebilebiliyorsun. tabi emekleyerek 🙂 koltuklarımızın üzerine de çıkıp inebiliyorsun. ama hala yürüme isteği yok. bunu senin çok temkinli yapına bağlıyorum. düşebilecek durumlara girmeden amin adımlarla yürümeyi bekliyorsun bence 🙂
*bu ay iş arkadaşım selda ve hakanın 2.oğlu arda arkadaşının doğum günü partisi vardı.
*seni ardaya karşı birazcık haşin gördümse de genel olarak iyi bakıyordun arkadaşına.
*bir karpuz yiyişin var ki egecim evlere şenlik :)) çok tatlı oluyorsun yaaa…
senin doğumgünün için yaptırdığımız bannerının yanında bir foto çekinmiştik işyerimizde. onu da buraya koyayım da hatıra kalsın 🙂
baban iş çıkışı seni alıp işe getirdi. bu sefer de sen beni ziyarete gelmiş oldun 🙂
havalar ısınınca sende bir isilik sorunu başladı ki sorma gitsin oğlum. sivilceler her yanını sardı. yapacak pek bişey olmadığı için biz de seni denize götürdük.
tam bir su kuşusun. denizi sevmeni o kadar çok istemiştim ki allah dileğimi duydu herhalde. annesinin su kuşusu 🙂
şimdilik böyle gelişmeler oğlum. yazmaya devam ederim 🙂
bir daha hiç bu kadar küçük olmayacaksın. bazı şeyler unutulmasın diye sana 1.yaş günününde böyle bir şey hediye etmek istedim…
ilk aldığım ve içine girebileceğinden şüpelendiğim badin. o kadar minikti ki içine sığabileceğini ve o kadar küçük olabileceğini hiç tahmin etmiyordum doğrusu 🙂 ve bu badinle çektiğim fotografın… ispatı olsun, o kadar minik olabilir mi bir insan yavrusu 🙂
cinsiyetini öğrendiğimiz gün çekilen ulturason fotografın…
doğumunda hastanede gelen misafirlerimize hatıra olsun diye hamileyken kendi ellerimle yaptığım kalp keçe lavanta magnet armağanın.
hastanede ikimizin de bileklerimize taktıkları bilekliklerimiz…
ilk minik çorapların…
ilk emziğin…
göbek bağın…
sünnet derin…
ve ilk oyuncağın maymun jeri 🙂
son olarak çerçevede yerini boş bıraktım. oraya ilk ayakkabıların gelecek. şu an onları giydiğin için koyamadım tabi 🙂
umarım ilerde benim kadar değer verir ve bu ilk yaşının armağanını saklarsın…
canım oğlum, bizi çok korkuttun bu gün… artık büyüdüğün ve bacaklarının koltuğa sığmadığı için oto koltuğunu ters çevirdik. artık yola düz bakar olmuştun ve bacakların daha rahat duruyordu. seni daha rahat görüyor, ilgilenmemiz daha kolay oluyordu.
ama insan her şeyi düşünemiyormuş.
gemlikteki motocross yarışlarına gitmiş, geri dönüyorduk. virajlı dağ yolunda ilerlerken yol kenarında duran bir kaç kişi bize KAPIII KAPIII diye bağırdı. anında durduk bir baktık ki arabamızın kapısı ardına kadar açık. kapı kolunu daha önce geride kaldığı için görmemiştin. tabi koltuğunu çevirince dikkatini çekmiş, oynamış ve bilmeden kapıyı açmışsın. fazla değil ama korkulacak kadar bir zaman kapın ardına kadar açık ilerlemişiz oğlum. verilmiş sadakamız varmış. korkudan elim ayağım boşaldı.
tabi ilk iş kapının çocuk kilidini devreye sokmak oldu. ve hemen sosyal medyadan diğer anne arkadaşlarımı uyardım ki bizim gibi düşünemeyen insanlara da ders olsun…
bu sabah uyandığında altını ve üzerini değiştirmek için seni pufun üzerine koydum. uzun zamandır yatarak altını değiştiremiyorum… zor oluyor ama ne yapalım seni ağlatmak istemiyorum canım oğlum benim 🙂
neyse, soydum seni cıbıl cıbıl kaldın. şöyle bir vücuduna bakındın, ardından eğilip aşağılara doğru bakmaya başladın ve yavaşça elin pipine gitti 🙂 tuttun, inceledin.. ama o kadar kibarca yapıyordun ki acıtmamak için sanki :))) sanırım ilk defa fark ettin vücudundaki o çıkıntıyı :)) ya allahım seni çok seviyorum oğlum ya… bu kadar da şeker olunmaz ki :)))
ilk doğum günü partini bugün yaptık. her ayrıntısını kendi ellerimizle büyük keyifle yaptık. bizce güzel oldu herşey, misafirlerimizde bizimle aynı düşüncede olunca biz de mutlu olduk.
ayrıca senin bu ilk doğum günü partinde bizimle birlikte olan akraba ve arkadaşlarımızla partin çok daha güzel oldu. iyi ki geldiler…
bu ilk doğumgününün konsepti de uçaktı. bundan sonra sanırım artık kendin karar vereceksin ne istediğine. pastan çok güzel olmuştu. ilk defa bugün pastandan 2 küçük lokma yedirdim sana. 1 yaşından sonra herşey serbest dedi doktor ablan ama tuz ve şeker için ne kadar geç o kadar iyi diye düşünüyorum. bakalım ne kadar dayanabileceğiz 🙂 çünkü bu güne kadar ne dediysek dediğimizi yutmak zorunda kaldık :)))
doğum günününün tek keşkesi senin yürüyor olabilmendi. keşke yürüyebilseydin de arkadaşlarınla koşup oynayabilseydin. böylece kucaktan kucağa gezip bu kadar çok sıkılmazdın…
fotograf çekimlerinde seni güldürebilmek için yapmadığımız şey kalmadı ama sıcak ve dediğim gibi binbir kişinin kucağı seni baya sıktı…
şimdi seni doğum gününün ayrıntılarının fotograflarıyla başbaşa bırakıyorum… baya bir fotograf var…
doğumgünü babası 🙂
doğumgünü annesi 🙂
üflemeyi biliyordun ama elinle söndürmek istemen tabi olaya farklılık kattı 🙂
arkadaşlar, akrabalar, yeğenler…
annanen, babaannen ve deden…
dayılar, teyzeler, kuzenler…
arkadaşın berkay…
annanenle…
kuzen aysunlar..
kuzen melek ablalar…
işyerinden seldalar, özlemler…
babaannenler ve halanlar…
ortamdan…
sen masaları gezerken 🙂
doğumgünü kıyafetini bir doğru düzgün çekememişiz be oğlum 🙂 kucaktan kucağa gezerken şalvarın bildiğin şort olmuş 🙂 üzerindeki badinin çıt çıtları açılmış babanın gömleği gibi şortun(şalvarın) üzerine çıkmış… anlayacağın darma duman olmuşsun :))
günlerdir öyle olacak böyle olacak diye uğraşlarımız sonunda bu ilk doğum günü partin çok güzel geçti canım oğlum. daha nicelerine hep beraber inşallah…
Ne kadar sığ, ne kadar yalnızmış hayatımız. sessiz sedasız ilerliyormuşuz günlerin içinden. yaşadığımızı sanıyormuşuz.
Aslında tam bir yıl olmuş biz doğalı. senin doğumunla hayat bulmuşuz. günler bir anlam kazanmış oğlum. sensiz günlerimizi unutalı, bir yıl olmuş.
Mini minnacık geldin bu dünyaya. doğar doğmaz açtın gözlerini, belliydi meraklı bir bebek olacağın. Hep yanında olmamızı istiyordun. ve başını hep dik tutuyordun.
Kalbim kocaman oldu sayende. sadece seni değil tüm bebekleri sevip koruyabilecek kadar büyük bir yüreğim oldu. ve daha çok ağlamaya başladım anne olduktan sonra. kocaman ve hassas bir yüreğim olalı tam bir yıl oldu.
Bu bir yıl senin gelişimini izlemek bir mucizeydi bizim için. Tercihlerin vardı, sevdiklerin ve sevmediklerin. mesela uyanıkken sırtüstü yatmayı hiç sevmedin. kucağımızda taşıdık seni. kendi kendine uyumayı sevmedin, kollarımızda uyuttuk seni. bizimle, yakınımızda olmak istedin bir an olsun ayrılmadık yanından senin.
Bir süre sonra yan döndün kendi kendine. sonra oturdun. geri geri sürünüyor derken koşarcasına emeklemeye başladın. yürüyüp koştuğun günleri de göreceğiz inşallah oğlum.
Hayata dair içimde hiç bir keşkem kalmadı. yaşanabilecek güzellikte ne varsa çoğunu da babanla yaşadım zaten. şimdi tamamamen seninim oğlum.
Hayatı farkında olarak yaşayabilmen için sana bildiğim herşeyi öğreteceğim. ağaçlara dokunmayı ve köklerinin ne kadar derinde olduğunu, kitapların da senin köklerin olduğunu. bahar aylarında esen meltemi yüzünde hissetmenin ne kadar da güzel bir duygu olduğunu. ve bir manzaraya karşı sıkılmadan oturabilmenin güzelliğini…
İstediğin kadar çamurla oynayabilecek istediğin kadar sokaktaki hayvanları sevebileceksin mesela. hatta buna çoktan başladın bile. çok mutlu oluyorum seni böyle görünce egem.
Öp anneyi dedim bir gün, o ilk öpücük harikaydı. denk geldi herhalde dedik güldük. babayı öpmedin ama dedim babanı da öpünce hayretler içinde kaldık. meğer sen bizim dediklerimizi anlıyormuşsun, ne tatlı. çıkar emziğini annecim dedim çıkardın. topu bana at dedim attın. şimdi daha çok hissediyorum seni. ve bir bilsen içimdeki sevgini…
Zamanla alışıyormuş insan anneliğe. düşe kalka öğreniliyormuş. başta ne yapacağını bilemiyormuş insan ama aslında onunla doğuyormuş. sen bize yol gösterdin oğlum. ve her gün nasıl daha iyi bir anne olurumu öğretiyorsun bana.
Babansa ilk günden beri yanında. en az benim kadar emeği var üzerinde. zaman zaman benden de fazla. biliyor musun hastanede benden önce ilk o değiştirdi altını. seni kollarında ilk o gezdirdi. göğsünde uyuttu. yanında yattı. tam bir yıldır harika bir baba oldu sana egecim.
Daha sen karnımdayken seninle oynayabileceği oyunların hayalini kuruyordu. legolarla oynayabileceğin yaşa geldiğinde çok şanslı bir çocuk olacaksın. hatta 10 yaşında bir motosikletin bile olacak galiba.
Bir yıldır bir çok şeyle mutlu olabilen bir insan olduk sayende. adını söylediğimizde dönüp bakman, bazen gülerken sağ gözünü kısmaların, da da da daaa demelerinle mutluyuz 1 yıldır.
Kime benzeyeceksin diye düşünmedik hiç. babana bu kadar benzeyeceğin aklımın ucundan geçmezdi doğrusu. ama tek bir isteğim vardı oğlum. o da yanağındaki gamzen. Benden sana geçen tek şey…
Şimdiyse tek isteğim senin hayırlı bir evlat olman. Ömrün boyunca sağlıklı ol, mutlu bir insan ol, içinden huzur eksik olmasın, başarılı ve bol şanslı olsun yaşamın oğlum.
1 Senedir anneyim ben. 1 senedir sayende daha güzel bir insanım. tam bir senedir bir oğlum var. ve tam bir senedir hayalini kurduğum bir aileye sahibim.
canım egem, her ay gelişim fotografını çektim aynı koltukta senin.12 aylık gelişimini görelim diye. her ay heyecanla yeni fotografını yerleştirdiğim bu çerçeve tamamlandığında çok tatlı oldu. ortasındaki büyük fotografta 6 aylıktın. kıyamadım o fotografı değiştirmeye. sevimli hayalet casper gibi çıkmışsın 🙂 tatlı oğlum benim…
İlcebay ailesinin yeni ferdi Ege İlcebay'ın kişisel bloğu