Bugün 3.ayını doldurdun egecim 🙂 ne güzel…
Doktor kontrolün vardı, doktor ablan genel olarak gayet iyi olduğunu söyledi. Son bir haftadır sesinde bir kısıklık vardı. Birde sabah 5 gibi emzirdiğimde seni burnundan mı ciğerlerinden mi geldiğini anlayamadığım bir hırıltın vardı, ama birşeyin yokmuş. Sanırım ağlamaktan kısılıyor sesin oğluşum.
Acaba şu aralar gaz sancıların yüzünden mi böyle sık sık ağlıyorsun yoksa mizacın mı böyle şimdilik çözemedik 🙂
Boyun 59.5 cm
Kilon 6.280 kg
Baş çevren 40.6 cm olmuş egecim. Büyüdüğünü görmek çok güzel. Ama diğer yandan da bir daha bebek olamayacağını bilmek üzüyor…
Ellerin ayakların bir daha bu kadar küçük olmayacak. Keşke bu anıları canlı tutacak bir şey icat etselerdi. Geriye dönüp baktığında tekrar o minik ayaklarını avuçlarımda tuttuğumu hissedebilsem oğlum.
Seni çok seviyoruz birtanem 🙂
nilayilcebay tarafından yazılmış tüm yazılar
ANA OĞUL SELFİESİ
Egem, doğduğundan beri her sabah olduğu gibi bu sabah da seninle uyandım. Bol yağmurlu karanlık bir gündü. Ama senin, o yatağındayken bana bakıp gülen yüzün var ya, günümü aydınlatıyor oğlum. Ne yalan söyleyeyim sabahın 7sinde yağmurlu ve karanlık bir güne uyanmak hiç kolay olmadı 🙂 Ama dedim ya bu duygular senin yüzünü görene kadar. Sonra içim bir hoş oluyor. Sıcacık bir duygu…
Bir çok gün olduğu gibi yine gazlı ve ağlamaklıydın bugün. Uyandın, emzirdim seni, üzerini degiştirdim, altını temizledim. Koyduğum yerde durmuyorsun, illa kucakta dolaşmak istiyorsun. Evin içinde bir o odaya bir salona bir senin odana dolanıp duruyoruz gün boyu. Baya ağırlaştın da son zamanlarda. Seni taşımak gerçekten zor oluyor oğluşum benim. Biraz sakinleşince seni koltuğun üzerine koydum ve gülüşlerine dayanamadım kaptım telefonu başladım fotoğraflarını çekmeye. Doğdugun ilk ay babanla senin fotoğrafınızı çekmiştim.
Çok kıskanıyordum bu fotoğrafınızı :)) benimde seninle böyle fotoğrafım olsun istoyordum, sonunda olduuu :))
Öyle tatlısın ki egecim, öyle tatlı bir bebeksin ki…
Keşke seninle geçirdiğimiz anları gelecekte sen kocaman bir adam olduğunda tekrar hissedebilsek. Mesela bu pamuk gibi yanaklarına dokunuşları tekrar hissedebilsek, yaşayabilsek. Anılarımız canlı canlı kalsa di mi?
Seni çok seviyorum egecim. Çok ama çok seviyorum. Allahıma şükürler olsun seni bize verdiği için…
Not: bugün sana ilk defa Norah Jones parçaları dinlettim. Çok hoşuna gitti, ilk parça başlar başlamaz gülümsedin. Sonra da çok keyif aldın :))
SON GÜNLERDE BİZ :)
Son günlerde yaptıklarımızdan bahsedeyim egecim sana.
Havanın güzel olduğu bir gün annanenle birlikte botanik parka gittik.
Açık havada ne güzel de uyudun. Gerçi çok uzun sürmedi uykun. Uyandın ve her zamanki gibi hemen kucak istedin :))
Canım oğlumsun sen benim.
Dünyanın en minik ve en sevimli ayaklarına sahipsin oğluşum benim. Herşeyini öyle çok seviyorum ki… kucağımdaydın dayanamadım çektim ayacıklarının fotosunu :))
Tabi bir de dünyanın en güzel ensesine sahipsin. Böyle kucağımdayken bir öpüyorum bir öpüyorum ki enseni :)))) ya nasıl bir bebek verdi allahım bize. Şükürler olsun…
Bu arada şu ayrıntıyıda paylaşayım. Bu fotoğrafı çektiğimde ağladığın için seni kucağıma almıştım. Evde dolanırken televizyona doğru döndüğümde ağlamayı kestin. Nasıl da bakıyorsun tv ye. Daha 2,5 aylıksın egem yaa… dönüyorum ağlıyorsun tv yi gösterince susuyorsun :)))
Zeynep teyzen de geldi bu ay seni görmeye. O gün biraz huzursuzdun, durmadan ağladın, hep kucak istedin 🙂 zeynep teyzen de seni kucağından indirmedi :))
Böyle işte canım oğlum.
Görüşürüz 😉
İLK KAHVALTI PİKNİĞİN
Egem, en son sana hamileyken böyle bir kahvaltı pikniği yapmıştık oğlum. Ve artık sen varsın hayatımızda, bundan sonra hep yanımızda olacaksın. Böyle piknikler yapacağız birlikte oğluşum.
Sonbahardayız artık, güneşli günleri değerlendirmek lazım. Aldık seni de kahvaltıyı botanik parkta yapalım dedik. Çıktık yola…
Açtık tulumunun ayaklarını, o minik tatlı mı tatlı ayacıklarını da güneşlendirdik 🙂
Her bir uzvun öyle tatlı ki tek tek öpüyorum hepsini 🙂 Bezini değiştirmek için altını her açtığımda bacaklarını, minik ayaklarını öpmeye doyamıyorum civcivim benim 🙂
İLK KURBAN BAYRAMIN
Egecim, hayatının ilk kurban bayramını da geride bıraktık. Tüm bayram ziyaretlerini 1 güne sığdırdık ama sen de helak oldun be yavrucum 🙂 Arabaya biniyoruz, sen koltuğunda oraya buraya bakınırken tam uyuyorsun biz gideceğimiz yere varıyoruz ve seni uyandırmak zorunda kalıyoruz. Gün boyu böyle kaç kez uyandırdık seni tatlı uykundan. Affet bizi yavrucum 🙂
Annanene de gittik. İce kedisi de bizimle poz verdi 🙂
İce ile de bayramlaştınız egecim :))
Ama sen de çok şeker olmuştun be yavrucum. Tam ısırmalıksın :))
Umarım hayatındaki tüm bayramların hep çok ama çok mutlu geçer egecim. Ve inşallah hep birlikte oluruz…
Seni çok seviyoruz oğlum 🙂
PİLOT BERESİ ALDIM SANA
BABANI ZİYARETE GİTTİK
Bugün seni kaptığım gibi babanı ziyarete gittik egecim. Evde sıkılıyorduk artık. Baktım senin de keyfin yerinde, tamam dedim yola çıkabiliriz 🙂
Açıkçası senin aglama krizlerin turunca elim ayağıma dolanıyor. Yalnız dışarı çıkmak istemiyorum.
Benim için de değişiklik oldu. İşyerimi özlemişim ben de 🙂 arkadaşları görmek iyi geldi bana da. Herkesler seni çok sevdi. Sen de kalabalıkta nasıl da huzursuzlanmadan durdun. Hatta bi kaç kez uyudun bile :))
Akşam iş çıkışına kadar babanla kaldık. Sonra da rıhtım pastanesinde bir pasta yiyip eve döndük. Güzeldi bugün. Hatta çok güzeldi 🙂
40 MEVLİDİNİ DE YAPTIK
Egem,
40 gününü doldurunca yeni doğan bebeklere mevlid okutulurmuş. biz de senin için yapmak istedik ve 6 eylül cumartesi günü beşevlerdeki çamlıca parkında okuttuk senin mevlidini oğlum. O gün hayatındaki 50.günündü:)
bu mevlidlerde bebeklere sünnet kıyafetine benzer şeyler giydiriyorlar. Baban farklı olsun dedi oğlumun mevlid kıyafeti, klasik bişey olmasın dedi. Ben de sana papyonlu bir takım oluşturdum 🙂 ne de yakıştı oğluşuma. Tam ısırmalık oldun egecim.
Mevlide bir çok arkadaşımızın yanısıra daha çok akrabalar katıldı.
Mevlide gelenlere hatıra kalsın diye,senin için ellerimle yaptığım kalp keçe magnetlerden ve yine senin adına yaptırdığımız havlulardan dağıttık.
Öyle tatlı olmuştun ki egecim, herkes bayıldı sana oğlum 🙂
Benim tatlı keltoş oğlum 🙂
40 GÜNÜN HİKAYESİ
Artık 40 günlüksün. 40 gün nasıl geçti anlamadık oğlum. Evremize geldiğin ilk günlerde çekilmiş fotograflarına bakınca nasılda hızlı büyüdüğünü görüyoruz.
İşte bu ilk günlerden bir fotografın. Nasılda zayıf, sosis bacakmışşın oğluşum 🙂 birde şu fotografına bak, az evvel sen uyurken çektim 🙂
Günbegün geliştiğini büyüdüğünü görmek öyle güzel ki…
Günler senin bakımınla geçiyor oğlum. Baban, doğumundan sonra 1ay evde benimle birlikteydi. Gece gündüz nöbetleşe seninle ilgileniyoruz 🙂 babanın nöbetinden bir fotograf görüyorsun aşağıda :))
Ahmet Abi’n ve Özge ablanın ikizleri kağan ve çağanın doğumgünü partisine davet edildin. E gitmemek olmazdı. Ilk doğumgünü partine de katılmış oldun egecim. Hayat boyu kimbilir daha kaç kez arkadaşlarının partilerine katılacaksın 🙂
Partide Nesrin ablanın oğlu Ali emir arkadaşında vardı.
Sen 10 günlükken Ramazan bayramıydı. Çıktık annanene bayramlaşmaya gittik 🙂
Annanen senin bakımında bize çok yardımcı oldu egecim. Hakkını nasıl öderiz bilemiyorum. Onun sayesinde bir kaç gece bir kaç saat kesintisiz uyuyabildik.
Bir hayli gazlı ve akşamları uyku nedir bilmeyen bir bebek oldun şimdilerde. Akşam 8 gibi bir uyanıyorsun ve gazın olduğu için ıkınmaya bir başlıyorsun, artık Allah ne verdiyse gece 11-12-1-2 uyumuyorsun. Cin gibi bakıyor gözlerin :))) neler yapmıyoruz ki sen uyu diye 🙂 ama yok illa o saatlerde uyanık kalıp bu gaz sıkıntısını çekeceksin. Üzülüyorum çok senin için. Keşke yapabileceğimiz birşey olsa.
En sevdiğim şey ise göğsümde uyuya kalman :)) öyle masumsun ki, seni seyretmelere doyamıyorum. Yatağına da bırakmak istemiyorum. Öylece sonsuza dek kalabilirim egecim.
Babanla birlikte seninle ilgili hep hayaller kuruyoruz. En çok da tatil hayalleri oluyor bunlar. Deniz kenarında kumdan kaleler yapıyoruz, beraber denize giriyoruz. Geziyoruz, tozuyoruz… Ah bunları yapabileceğimiz kadar bir büyüyebilsen oğlum.
Bu arada sen daha 10 günlükken şöyle afilli fotograflarını da çekelim dedik. Sen daha doğmadan bu çekimi düşünerek babaannene senin için bereler ördürdüm. Çekim için fon kumaşı aldık, sepetler, şapkalar, oyuncaklar… Gerçekten zor bir çekim oldu o gün. Temmuz sıcağında seni uyandırmadan pozlar verdirmek ne kadar zormuş. Ama ortaya güzel fotograflar çıktı, tüm emeğimize değdi yani 🙂
Hemen hemen her dakika fotografını çekiyorum desem hiç abartmış olmam oğlum. O kadar güzel pozlar veriyorsun ki uyurken çekilmeyecek gibi değil.
1. Ayın dolduğunda aşını yaptırmaya gittik oğluşum. Bacağından yaptılar aşıyı. Önce bi ses çıkarmadın ama sonra ilaç yayıldıkça bir ağladın ki, içim gitti be oğlum 🙁 kıyamıyorum ben hiç senin ağlamana. Umarım ömür boyu o güzel gözlerinden hiç yaş akmaz, hep gülersin birtanem. Bu da Babanla aşı olmayı beklerkenki fotografın.
DÜNYAMIZA HOŞGELDİN EGE
Yanımda içime doya doya çektiğim mis gibi kokunla uyuyorsun. Nihayet…
18 Temmuz sabahına doğru bir ağrı ile uyandım egecim. Saat gece 3 civarıydı. Kanamam başlamış sense, sana kavuşacağımız sabah saat 9u bekleyememiştin. Apar topar hastanemize gittik. Doktorumuz ve ekibi hazırdı bile. Ne olduğunu anlamadan beni doğum için hazırladılar. Baban ve ananen eşliğinde doğumhaneye indik. Onları ameliyathanenin kapısının ardında bıraktıktan sonra gerçekle başbaşa kaldım. İşte 9 aydır beklediğim an. Seni deli gibi merak ettiğim 9 ay… Bitmişti ve seni görmeye dakikalar kalmıştı oğlum. Korkuyla karışık merak ve sona gelmiş olmanın rahatlamasını hissediyordum.
Epiduaral takıldı, korktum çok. Masaya yatırıldım, telaşlandım. Deli gibi titriyordum. Beni konuşturuyorlardı. Doktorum Nevin hanım senin göbek adını koydu o esnada. O saatte gelmeye kalktığın için anestezi uzmanı doktorumuzun adını koydu sana. Olcay… Göbek adın Olcay oldu egecim.
Saat 04:20 olduğunda daha başlamadıklarını düşünürken senin sesini duydum oğlum. İnce tiz bir bebek sesi. Bebeğimin sesi… Seni giydirirlerken izledim. Sonra hemen yanıma getirdiler seni. Yanağıma dayadılar. Öyle güzel bir duyguydu ki… 9 aylık hasret bitmişti. Sonunda yüzünü görebilmiştim sağsalim. Allahıma şükrettim oğlum, seni bize sağsalim kavuşturduğu için.
Dikişlerim bittikten sonra beni de yukarı odaya çıkardılar. Herkes beni bekliyordu. Baban, ananen, babaannen, deden…
Ben ameliyathanedeyken onlar bebek odasında seni doya doya izlemişler. Baban beni gördüğünde gözyaşları ile çok güzel bir bebek çok güzel bir bebeğimiz var diye bana sarıldı. İlk kez ağladığını gördüm babanın egecim. O anı da hiç unutmayacağım oğlum.
Sonra seni yanımıza getirdiler. İlk emzirme deneyimim fena değildi. Çok uzun yoldan çok aç gelmiş gibi yapıştın memeye. Herşey güzel, herşey yolundaydı.
Artık anne ve babaydık…
.
Artık dünyalar tatlısı bir oğlumuz vardı. Adıyla büyüsündü, bahtı güzel olsundu, uyusunda büyüsündü…
Oğlum, Ege’m, bu yazıyı yazarken 1hafta 1günlük oldun. Bir haftadır sana öyle bir alıştık ki, uyandığımda burnumda tüttüğünü hissediyorum. Sen odanda uyurken biz salonda seni özlüyoruz oğlum.
Minicik ellerin, minicik ayakların, minicik yüzün… Miniminnacık bir bebeksin. Oğlumuzsun… Mis gibi kokuyorsun, koklamaya doyulmuyorsun.
Son bir haftadır geceleri uyumuyorum hiç. Gündüzleri kısa kısa kestirmeler… Devamlı bir süt, alt açma, gaz, uyutma döngüsü içinde hiç şikayetçi değiliz. Sana bakınca gerçekten uykusuzluğun bir önemi kalmıyor. Tek amacımız sağlıkla büyümen.
İlk muayeneni yaptırdığımız gün 24 Temmuz’da göbeğin de düştü. Şimdi düşen göbeğini ne yapacağımızı düşünüyoruz. Seni görmeye Ankara’dan gelen Esin teyzen göbeğini ODTÜ ye gömmeyi teklif etti. Bakalım, belkide öyle yaparız 🙂
İlk banyonu da yaptırdık bu arada. Babanla ben bunu da başarmanın sevincini yaşıyoruz 🙂 tek başımıza öğreniyoruz herşeyi birtanem. Özelikle babanın cesaretine hayranım, doğduğun günden beridir hiç çekinmeden, korkmadan altını temizliyor. Gazını çıkartıyor. Hiç korkmadan seni elinde evirip çeviriyor. Her babayiğidin harcı değildir bak söyliyeyim sana oğlum :)) sevgilim sana mükemmel bir baba oldu.
Evdeki, senin gelişinin haricinde en büyük değişiklik de ice’ın bu evden ayrılması oldu 🙁 evimizin kedi karakteri ice, agresif bir kedi. Çocuklara karşı pek töleranslı olmadığından sen geldikten sonra çok tedirgin olduk oğlum. 10 senelik beraberliğimizde ondan ayrılmayı hiç ama hiç düşünmemiştim bile. Fakat sözkonusu sen olunca insan yapamam dediği herşeyi yapabiliyormuş öğrendim. Çok uzağa değil sadece ananene bıraktık ice’ı. Oraya gittiğimizde görebileceğiz.
On günlük hikayenden kısa kısa şeyler paylaştım oğlum. Önümüzde daha seninle paylaşacağımız uzuuuun yıllarımız olur inşallah.
Ege’m, canım oğlum… Seninle o kadar mutluyuz ki… Evimizin küçük adamı, neşesi oldun. Birtanemiz, ışık parçamız. Bahtın güzel olur inşallah, pırıl pırıl bir hayatın olur inşallah oğlum benim.
Dünyamıza hoşgeldin egecim..