ERKEN DOĞUM GÜNÜ

canım oğlum, doğum gününden bir hafta önce asosta buluştuk ada ve derinlerle. haftaya doğum gününde onlar olamayacağı için birlikte olun diye erken kutladık.   nice güzel yıllarımız olur inşallah berbaer yavrum. her yaz birlikte olmak çok güzel. birlikte büyümeniz de çok güzel. ada senin peşinde sen derinin peşinde : ) çok tatlısınız… ada sana benim egem diyordu bir kaç yıl önceye kadar. bu sefer baktım egem diyor sana. nasıl güzel yavrularsınız inanamıyorum. çok şükür…

seni çok seviyoruz egem…

KONTROLLÜ NORMAL GÜNLER BAŞLADI

 canım egem,

kontrollü olarak dışarı çıkma serbestisi geldi. yine mümkün olduğunca kimsenin olmadığı ortamlara gidiyoruz. deniz, orman vb…  özlediğimiz arkadaşlarımızla görümeye de başladık. aylardır kimse ile görüşemedik korkumuza. nasıl günlerden geçiyorsak…  en çok üzüldüğüm şey ise senin okul hayatının tepetaklak olması. çok iyi bir öğretmene denk gelmene sevinirken bir den bu corona olayının patlakvermesi ile evlere kapanmamız bir oldu. 3 ay eksik eğitim aldınız. evet online derslere devam ettiniz ama yüzyüze gibi olur mu…seninin ilk denizinide yapmış oldun. allahım nasıl seviyorsun suyu… hiç çıkmıyorsun… ellerin ayakların büzüş büzüş oluyor yavru kuşum.

bu ay da böyle geçti canımın içi egem.

CORONA GÜNLERİ NİSAN-MAYIS EV GÜNLERİ

 anne oğul ortak yapımı :)) öğretmeninin verdiği ödevi yapmak için verdim cetveli eline. hadi şimdi cetvelle ev çizeceğiz dedim. yavrum aldın cetveli ama nasıl kullanacağını bilmiyormuşsun. normal zamanda okulda bu hafta öğrenecekmişsiniz cetvel kullanımını. bilemedim. benim canım oğlum, öğrenmen gereken ne çok şey var şu hayatta… olgun tavırların karşısında bazen senin 6 yaşında olduğunu unutuyorum ve bir şeyi yapamadığın zaman kaygılanıyorum. nasıl olur da bilmez diye :)))) 

doğum günümü malum corona günlerinde olduğumuz için evde kutladık. beraber olduktan sonra mekanın bir önemi yok oğluşum. 23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı… bu sene 100. yılını kutladık evlerimizde. baban sana güzel bir klip de yaptı 100 yılın anısına… aşağıda kayıtlı..29 nisan da çakılın doğum günüydü. 3 yaşında artık minnoş çakılımız. pasta yapmak içinse güzel bir mazeretimiz vardı di mi 🙂evden derslere devam ediyorsunuz.19 mayıs’ı da evde kutladık. saygı duruşu istiklal marşı…haftada sadece 1 gün bir kaç saat iznin var dışarı çıkmak için. bu hafta da beraberce çıktık dışarı. evet bu resimin hikayesini anlatayım sana. geçen hafta dışarı babanla çıktınız. eve dönerken de gelincik toplamıştın. annanen de bizdeydi ve bu vazoya koymuş. ertesi gün uyandığımızda yapraklar dökülmüş bu hale gelmişti. bende resmini yapmak istedim. hatıra kalsın diye. yanına da hikayesini yazdım. bana toplamıştın ve ben çok duygulanmıştım. neyse… ertesi gün sana resmi gösterdim. ve yanına yazdığım yazıyı okudum. şöyle bir durdun. birşey söylemek ister gibi. ve dedin ki aslında ben bu gelincikleri annaneme toplamıştım. şaşırdım ama üzülmedim. olsun annecim napalım dedim. sonra gittin ve 5 dk sonra elinde üzerinde simlerle süslenmiş kocaman bir kalp olan kağıtla geldin. bu sana dedin. benim güzel yürekli oğlum. üzüldüğümü düşünüp beni teselli etmek için resim yapıp getirmişsin. çok seviyorum çocuk seni…

canımın içi, seni çok seviyorum.

CORONA SALGINI VE EV HALLERİ

canım egem,

dünya büyük bir salgının pençesinde can çekişiyor. sanki bir korku filminin içinde gibiyiz. dışarı çıkamıyoruz, işe gidemiyoruz, sen okula gidemiyorsun. hayat durdu. bu corona virüsü nedeni ile dünya da binlerce insan öldü. ve hala ölmeye devam ediyor. sanırım doğa bizden öcünü alıyor.

dışarı çıkarken böyle eldiven ve maske kullanıyoruz. ellerimizi bol bol yıkıyoruz. mümkün olduğunca dışarı hiç çıkmıyoruz. markete gittiğim zamansa kendimi çok kötü hissediyorum. herkes maskeli herkes eldivenli ve herkes tedirgin. 

13 marttan beri 1 aydır senin de okulun kapalı ve evdesin. biz de bazen işe gidip çalışıyor bazen evden çalışıyoruz. çoğunlukla senin yanındayız. aslına bakarsan uzun zamandır hiç bu kadar fazla birlikte olmamıştık. tüm günümüz oyunla etkinliklerle geçiyor. senin o hesap yapan parmaklarını yerim. bazen öğretmen ve arkadaşlarınızla böyle telefonda görüntülü konuşuyorsunuz. hasret gideriyorsunuz. okulu çok özlediğini söylüyorsun. arkadaşlarını özledin çok.

 seninle sık sık hamur işleri yapıyoruz. evde oldukça yiyip içiyoruz. ne olacak halimiz belli değil. dışarı çıkıp yürüyüş de yapamıyoruz ki… 

BİR ANI

canım oğlum, seninle en güzel konuşmalarımızı gece yatarken yapıyoruz. her gece kitabını okuduktan sonra sen uyuyana kadar yanında uzanıyoruz. sen büyüyünce en çok bunu özleyeceğim herhalde. senin o küçük bedenine sarılmak, uyuyana kadar seni o kadar sakin bir şekilde hissetmek çok güzel.

yine güzel konuşmalarımızdan birini anlatmak istiyorum sana. o gün bir konuda seni istemeden üzmüştüm. küsmedik, kızgınlığım hemen geçti ama içimde kaldı. uyumadan önce bugün yaşadığımız gerginlik için senden özür dilemek istedim;

-egecim bugün için senden özür dilemek istiyorum. aslında öyle demek istememiştim.

-önemli değil anne, ben bugünün kötüsünü saymıyorum. dedin.

(ne eksik ne fazla, başka kelimeler kullanmadık. bu kadar)

keşke hiç büyümesek, insanlık olarak hep senin gibi kalsak. bu nasıl güzel bir hayat görüşüdür böyle. günün kötüsünü saymamak, güzel olanı anımsamak. kötülüklerden kurtulmak.

yüreği güzel oğlum, seni çok seviyorum. seninle büyüyorum ben de…

OKUMAYA BAŞLADIN

canımın içi egem, bu akşam duyduklarıma şaştım kaldım. her gece yatarken sana kitap okuyoruz. bu gece de bendeydi sıra. elimden aldın kitabı burayı ben okumak istiyorum dedin. ve 1 satırı çok güzel okudun. hemde küçük harflerdi ve uzun cümlelerdi.

evet bayağıdır iki kelimelik yazıları okuyordun. bir gün ben arabayı kullanıyordum sen arkada koltuğunda otururken kırmızı ışıkta durmuştuk. sen birden bire hecelemeye başladın; İŞ-KEM-BE ÇOR-BA-SI : )))) tabelayı okumuştun. inanılası değildi. sonrasında hep böyle kısa cümleleri okudun ama bu akşam ilk defa aldın kitabı okumaya başladın.

seninle gurur duyuyorum egem. evet erken öğrendin belki bu ilerde canını sıkabilir sınıfta ama bizim için bir övünç kaynağı.

zaten daha 3 yaşındayken ingilizce 10 a kadar sayman ve gerisi için de 11= ten one 12= ten two diye devam etmenden pratik zekanı anlamıştık. sen bitanesin oğlum.

bu konuyu öğretmeninle konuştum. ne yapmamız gerektiğini bilemiyoruz. çok üzerinde durmayın dedi. hatta desteklemeyin, yokmuş gibi davranın dedi. sonrasında seneye önde olmayasın diye. ama hoşuma giden şey şu oldu oğlum; okumayı bile bildiğin halde sınıfta öğretmenini dinleyip bildiğin şeyin üzerine yeni şeyler eklemek için dikkatle dinliyormuşsun. aferin benim akıllı oğluma. seni çok seviyorum oğlum.

YENİ YIL HEYECANI, GÜLE GÜLE 2019

 egem, seninle geçen güzel bir yılı daha geride bırakıyoruz. bir yaş daha büyüyeceksin diye çok heyecanlısın. 2020ye girince hemen yılbaşı gecesi artık 6 yaşında olacağım diye dolanıyorsun evde : ))  okulda güzel etkinlikler yapmışsınız, anlatıyordun… öyle herşeyi isteyen bir çocuk olmadın hiç.benim canım oğlumsun, hep çok anlayışlı oldun. e sen böyle olunca bir şey istediğinde kesin çok beğenmişsindir diye düşünüyoruz. e almasak olmaz tabi. bu da senin yeni yıl hediyen oldu. neredeyse senden büyük : )) adını koca teddy koydun. evde bir minik teddyin bir teddyin vardı zaten.

bu sene yılbaşı gecesi yemeğini ailelerimizle yedik. senden mutlusu yoktu : )) onları çok seviyor olman ne kadar güzel…

nice beraber güzel yıllarımız olsun egem. hoşgeldin 2020 : ))

ARALIK 2019 GÜNLERİNDEN

 canımın içi egem, evin en sevdiğim köşeleri bunlar… zaten senin yaptığın her şeye bayılıyorum.

lara en sevdiğin arkadaşın. bu fotografı bana öğretmenin yollamıştı. biz roma’daydık o sırada ve seni özlüyordum. öğretmenine yazdım ege nasıl, ne yapıyor diye. merak etmeyin keyfi yerinde diye bu fotografı yolladı.

canımın içi oğlum, seni çok seviyorum.